Babalar ve Oğulları
Baba, işten yorgun argın eve geç gelmişti.. Çocuk: Baba, bir şey sorabilir miyim? Baba: Evet.. Çocuk: Baba bir saatte ne kadar para kazanıyorsun?
Baba, işten yorgun argın eve geç gelmişti.. Çocuk: Baba, bir şey sorabilir miyim? Baba: Evet.. Çocuk: Baba bir saatte ne kadar para kazanıyorsun?
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler
Televizyon bugün bir evin olmazsa olmazlarından. İçinde haberden filme, diziden belgesele ne aranırsa bulunan bu müthiş icat, gündelik hayatımızın vazgeçilmezlerinden.
Önce 40 yıl öncesine geri dönelim; dinleyicilikten izleyiciliğe geçtiğimiz ilk yıllara… Televizyonun Türkiyeli seyircinin hayatına girdiği 1968 yılına.
Tüm Zamanların Fotoğrafları olarak nitelendirilen birbirinden güzel kurgulanmış ve çekilmiş fotoğrafları burada bulacaksınız.
Mitolojide, “Tanrıların adası” ismi ile de bilinen “İmbros” yani “Gökçeada” ya ilk kez 36 yıl önce gitmiştim.
O zamanlar ada halkının, “Kibrit kutusu” ismini taktığı ve haftada 2-3 kez, (o da iyi havalarda) Ada’ya çalışan bir gemi ile geçiş yapılıyordu. Limandan merkeze giderken kekik kokusunu genizlerinizde hissediyordunuz.